NÜKLEER ENERJİ ŞART MI?

Sanayi toplumunda makine gücünü kontrolüne alan insanlar daha çok maddi güç elde etmek için “bakir” tabiata büyük bir hırsla saldırdılar. Kömürleri, bakırları, altınları, gümüşleri, demirleri, petrolleri çıkarmak için topraklar kazındı, ormanlar söküldü, yakıldı ve nihayet çevre çölleşmeye ve kirlenmeye başladı.
Bu makale 2015-11-27 08:38:00 eklenmiş ve 15862 kez görüntülenmiştir.
Mehmet ÜNLÜ diğer yazıları...

Mehmet ÜNLÜ


NÜKLEER ENERJİ ŞART MI?

Sanayi toplumunda makine gücünü kontrolüne alan insanlar daha çok maddi güç elde etmek için “bakir” tabiata büyük bir hırsla saldırdılar. Kömürleri, bakırları, altınları, gümüşleri, demirleri, petrolleri çıkarmak için topraklar kazındı, ormanlar söküldü, yakıldı ve nihayet çevre çölleşmeye ve kirlenmeye başladı. Fabrikaların zehirli atıkları bir yandan nehirlere atıldı, diğer yandan ciğerlerimize doldurup boşalttığımız havaya bırakıldı. Denizlerin hem altı hem de üstü kirletildi. Yeşil ağaçlar sökülüp beton duvarlar dikildi.Ekilebilir tarım arazileri yok edildi.. Kısaca, içtiğimiz su, soluduğumuz hava, yediğimiz gıdalar bozuldu, kirletildi.
Çok üreten ve çok tüketen, daha çok zengin olmak için yarınlara sahip olma iddiasındaki ülkeler “enerjiye sahip olan ve onu en iyi şekilde kullanabilen zamana da sahip olur” ilkesinden hareket ederek dün gözlerini kömür ve petrol yataklarına çevirirken, bugün ağırlıklı olarak nükleer enerji kaynaklarına ve uzaya çevirdiler..

Artan enerji ihtiyacını karşılayabilmenin en makul yolu,nükleer enerjiden faydalanmak ve onu geliştirmek olarak gören görüş karşısında, çevrecilerin bu konuya hiç de sıcak bakmadığı gerçeği görülmektedir.Bazı çevreci örgütlerin hem HES’lere,hem nükleer santrallere ve hem de neredeyse doğal kaynaklarla ilgili tüm tasarruflara karşı çıkan yaklaşımların herkesin malumu.
Sürekli insanların içine korku salarak “tabiatı koruma” ve “çevremizi temiz tutma” çalışmalarını sürdürüyor olmaları,akla,bilgiye,mantığa dayalı geçerli bir alternatif üretim şekli ortaya koyamamaktadırlar. .Bu tepkiler ve çabaların;enerjide büyük oranda dışa bağımlı bir Türkiye’nin uzun dönemde nasıl yaşayacağı,büyümesini nasıl destekleyeceği,artan enerji ihtiyacını nasıl karşılayabileceği gibi soruların cevabı ise askıda kalmaktadır..
Konu bu noktaya geldiğinde akla “yenilenebilir” ve “doğal” enerji kaynakları çıkıyor.Rüzgar tribünleri,güneş panelleri,dalga enerjisi gibi gerçekten duyunca kulağa çok hoş gelen bu enerji kaynaklarına genellikle “yeşil enerji” adı veriliyor.Tabiatın bitip tükenmez gibi görünen doğal hareketlerinden enerji elde etme fikri acaba ne kadar gerçekleştirilebilir ve artan enerji ihtiyacımıza ne kadar cevap verebilir? Bunun cevabını konunun uzmanları yeterince açıklamışlar.

Yenilenebilir” ve “doğalenerji olarak; güneş enerjisi ve güneş panelleri, rüzgâr enerjisi, hidroelektrik santralleri (HES),termik santraller olarak sayılabilir. Bu santrallerde elektrik üretimi için harcadığımız enerji ve kaynaklar hiç de göründüğü kadar masum ve çevreci değil. Bu enerjilerin üretilebilmesi için; nadir bulunan elementler yüzünden olsun, çevreye verdiği zararlar ve geri dönüşümü mümkün olmayan kaynakların tüketilmesi açısından olsun pek de uzun vadeli ucuz ve istikrarlı olduğu söylenemez. Artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülke yıllar öncesinden nükleer enerji üretimine geçmişler.Bugün kullanım süreleri dolan santralleri söküp yerlerine yenilerini yapmaktadırlar...

Nükleer enerji yatırımlarının gelişmiş ülkelerde yoğunlaşmış olması tesadüfî bir sonuç değildir. Gelişme dediğimiz süreç, artan büyüme, üretim, zenginleşme ve yatırım gibi unsurlara dayanır. Bu unsurların tamamı da enerjiye ihtiyaç gösteriyor.

Petrol ve doğal gaz kaynakları açısından fakir ve dışa bağımlı olan ülkemizde, nükleer enerjiye alternatif olabilecek ucuz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir enerji kaynağımız yok.

Dünyada 30 ülkede 439 nükleer santral var...Pakkistan hariç müslüman ülkelerde nükleer santral bulunmamaktadır.

Almanya,Fransa gibi bazı ülkelerde ,kullanım süreleri dolmuş santralleri sökmektedirler..15 ülkede ise toplam 56 santralin yapımı sürüyor. Örnek olarak en çok Avrupa ülkelerinde bulunan nükleer santraller sayı olarak;
Fransa:59
Almanya:17
İngiltere:19
Kanada:18
Belçika:17
Hindistan:17
Japonya:55
Ukrayna:15
ABD:104
Bulgaristan:2
Ermenistan:1
Rusya:31 santral bulunmaktadır.

Etrafımızın nükleer enerji santralleriyle sarıldığı bir dünyada siz istediğiniz kadar “yeşil enerji” ye yöneliniz çevreyi korumada başarıyı yakalamanız çok zor. İnsanlık elbirliği etmişçesine daha çok üretmek ve daha çok tüketmek uğruna yeni enerji üretmenin yollarını aramaktadırlar. Bu milletler arasında bir mücadele haline gelmiş;"Hiçbir millet başka bir milletten lütuf bekleyerek yaşayamaz" kuralı bütün gerçekliğiyle karşımızda durmaktadır...

Millet olarak şunu çok iyi bilmeliyiz ki; bugüne ve yarınlara sahip olabilmenin temel şartlarından biri de enerjiye sahip olmaktır. Bunun da şartı bilim ve teknolojide en ileri olabilmektir. Anadolu coğrafyasında ayakta kalmak istiyorsak nükleer ve uzay teknolojilerine biz de sahip olmalıyız. Unutmayalım ki, bu topraklar kazıldıkça, devleti ve halkı yok olup gitmiş çok sayıda medeniyet kalıntılarına rastlanılmaktadır.

Saygılarımla.
Not:Üretim aşamasında hiç bir enerji şekli temiz ve masum değildir...Ülkemizde nükleer santral çalışmalarının gerekliliğine inanmaktayım...
 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Mehmet ÜNLÜ diğer yazıları...
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Mersin Bülteni
© Copyright 2015 Mersin Bülteni İnternet Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
BELEDİYE
Mersin B.Ş. Belediyesi
Mersin B.Ş. İmar İnşaat
Meski
KAMU
Mersin Valiliği
Mersin Emniyet Müdürlüğü
Mersin Adliyesi
Mersin Barosu
HASTANELER
Mersin Devlet Hastanesi
K. Doğum ve Çocuk Has. Hast.
Toros Devlet Hastanesi
Mersin Ün.Tıp Fakültesi
EĞİTİM
Toros Üniversitesi
İl Milli eğitim Müd.
Mersin Üniversitesi
Çağ Üniversitesi
ANKARA
E-Devlet
M.E.B.
T.C. Cumhurbaşkanlığı
Başbakanlık